Kilo verme konusunda en sık duyulan bahanelerden biri de budur: "Benim ailemde herkes şişman, genetik bu, ne yapsam fayda etmiyor." Finlandiya merkezli bir ekibin Nature Communications dergisinde yayımladığı ve 17 Temmuz 2026'da duyurulan yeni bir klinik araştırma, bu inancı güçlü bir şekilde sorguluyor: obeziteye genetik yatkınlığı en yüksek olan kişiler, diyet programından en düşük genetik risk grubundaki kişilerle eş değerde fayda gördü.
Obezitede Genetik Pay Ne Kadar Büyük?
Uzmanlar, 2035 yılına kadar dünya yetişkin nüfusunun yarıdan fazlasının fazla kilolu veya obez olacağını tahmin ediyor. İkiz ve aile çalışmaları, vücut kitle indeksindeki (VKİ) farklılıkların yüzde 23 ila 90'ının genetik faktörlere bağlı olduğunu tahmin ediyor. Obezite, tek bir gen tarafından değil, binlerce genetik varyantın toplam etkisiyle şekilleniyor; bilim insanları bu varyantları birleştirerek bir kişinin kalıtsal obezite yatkınlığını tahmin eden bir "poligenik skor" oluşturabiliyor. UK Biobank verilerine göre, bu skorun en yüksek yüzde 10'luk diliminde yer alanlar, en düşük dilimdekilere kıyasla 25 kat daha fazla ciddi obezite riski taşıyor.
GENEROOS Araştırması Nasıl Tasarlandı?
Araştırmacılar, zaten geni tiplemesi yapılmış FinnGen çalışmasının bir alt grubundan katılımcılarla GENEROOS adlı randomize kontrollü bir klinik deneme yürüttü. Katılımcılar, diyabeti olmayan, fazla kilolu veya hafif obez yetişkinlerden seçildi ve VKİ poligenik skorları genetik risk dağılımının ya en yüksek ya da en düşük yüzde 5'lik diliminde yer alıyordu. Toplam 223 katılımcı, altı ay boyunca ya yapılandırılmış beslenme koçluğu aldı ya da hiçbir beslenme desteği almayan kontrol grubuna yerleştirildi.
Sonuçlar: Genetik Risk Fark Yaratmadı
Çalışmanın başında, yüksek genetik riskli grubun VKİ'si düşük riskli gruba göre ortalama 3,0 birim daha yüksekti; yani genetik yatkınlık başlangıçta gerçekten bir fark yaratıyordu. Ancak altı ay sonunda, beslenme koçluğu alan katılımcılar ortalama 1,51 birim VKİ kaybı yaşarken, kontrol grubunda neredeyse hiçbir değişiklik gözlenmedi. Daha da önemlisi, araştırmacılar poligenik skor ile diyet müdahalesinin etkinliği arasında istatistiksel olarak anlamlı bir etkileşim bulamadı. Başka bir deyişle, yüksek genetik riskli katılımcılar, düşük riskli katılımcılarla benzer oranda VKİ kaybı yaşadı.
Araştırmacılar ayrıca, yemeklerini ve fiziksel aktivitelerini daha düzenli kaydeden katılımcıların biraz daha fazla VKİ kaybı yaşadığını da gözlemledi; ancak bu etkinin büyüklüğü sınırlı kaldı. Diyet müdahalesi alan grupta ayrıca toplam ve LDL kolesterolde kontrol grubuna kıyasla daha büyük düşüşler gözlendi; genetik risk bu sonuçları da anlamlı şekilde etkilemedi.
Bu Bulgu Geçmiş Araştırmalarla Nasıl Örtüşüyor?
Bulgular, genom çapında poligenik skorlar kullanan önceki çalışmalarla genel olarak uyumlu; bu çalışmalar da genetik yatkınlığın diyet veya davranış müdahalelerinin etkinliğini fazla değiştirdiğine dair güçlü bir kanıt bulamamıştı. Ancak bu sonuç, bariatrik cerrahi çalışmalarından farklı; o tür müdahalelerde düşük genetik riskin daha uzun vadeli kilo kaybıyla ilişkili olduğu gözlenmişti. Araştırmacılar, cerrahinin yarattığı çok daha büyük anatomik ve metabolik değişikliklerin, genetik etkilerin daha kolay tespit edilmesini sağlayabileceğini düşünüyor.
Sınırlılıklar ve Bu Bulgu Ne Anlama Geliyor?
Araştırmacılar, örneklem büyüklüğünün sınırlı olması nedeniyle daha ince genetik etkileşimlerin gözden kaçmış olabileceğini; çalışmanın ağırlıklı olarak kadınlardan oluştuğunu (katılımcıların yüzde 75'i) ve altı aylık bir süreyi kapsadığını belirtiyor. Yine de bulgular, mevcut genom çapında VKİ poligenik skorlarının, kısa vadeli diyet müdahalesi sırasında VKİ azalmasını önemli ölçüde değiştirmediğine işaret ediyor. Yüksek genetik yatkınlığa sahip kişiler başlangıçta daha yüksek VKİ'ye sahip olsa da, diyet müdahalesine düşük riskli kişilerle benzer şekilde yanıt verdi.
Sonuç
Bu araştırma, "genlerim beni mağlup edecek" düşüncesine karşı güçlü ve umut verici bir bilimsel yanıt sunuyor. Obeziteye genetik yatkınlığın başlangıç kilosunu etkileyebileceği doğru olsa da, bu çalışmaya göre yapılandırılmış bir diyet müdahalesinin etkinliğini engellemiyor. Genetik yapınız, başlangıç noktanızı belirleyebilir, ama varış noktanıza ulaşma yeteneğinizi belirlemiyor gibi görünüyor. Daha büyük ölçekli ve daha çeşitli popülasyonlarda yapılacak gelecekteki çalışmalar, bu umut verici bulguların ne kadar sağlam olduğunu daha net ortaya koyacak.
Kaynak: Nature Communications, Rodosthenous, Viiri, Carson ve ark. (2026), GENEROOS randomize kontrollü çalışması (DOI: 10.1038/s41467-026-75224-0).
Bu haberi paylaş: