Çocukların kilosunun ebeveynlerininkine ne kadar benzediğini hepimiz gözlemleriz, ama bunun nedeni genler mi, yoksa annenin hamilelik sırasındaki kilosu mu? Bristol ve Queensland üniversiteleri ile Norveç Halk Sağlığı Enstitüsü'nün ortaklaşa yürüttüğü ve PLOS Medicine dergisinde 23 Haziran 2026'da yayımlanan geniş kapsamlı bir araştırma, bu sorunun net bir cevabını veriyor: Belirleyici olan büyük ölçüde genetik miras.
86.000 çocuğu kapsayan devasa bir veri seti
Araştırmacılar, 1999-2009 yılları arasında doğan çocukları izleyen Norveç Anne-Baba-Çocuk Kohort Çalışması'ndan (MoBa) elde edilen verileri kullandı. Toplam 86.000 çocuğun doğum ağırlığı, altı aylıktan sekiz yaşına kadar olan vücut kitle indeksi (VKİ) verileri ve sekiz yaşındaki iştahla ilgili yeme davranışları analiz edildi. Ekip, ikiz, kardeş ve üvey kardeş ilişkilerini birden fazla nesil boyunca inceleyerek, ebeveyn-çocuk VKİ ilişkisinin ne kadarının genetik faktörlerden kaynaklandığını doğrudan ölçmeyi başardı.
Genler mi, rahim ortamı mı?
Bulgular çarpıcı: İstatistiksel modeller, anne VKİ'si ile çocuğun 8 yaşındaki VKİ'si arasındaki ilişkinin yaklaşık %79'unun, baba VKİ'si ile ilişkinin ise %94'ünün genetik etkilerle açıklandığını gösterdi. Doğum ağırlığı için durum biraz farklıydı — anne VKİ'sinin doğum ağırlığı üzerindeki etkisi babanınkinden daha güçlüydü ki bu da rahim içi ortamın doğum ağırlığını etkilediğine işaret ediyor. Ancak doğumdan sonra, iki yaşından sekiz yaşına kadar anne ve baba VKİ'sinin çocuk VKİ'siyle ilişkisi büyük ölçüde benzer bulundu.
Araştırmacılar ne diyor?
Çalışmayı Queensland Üniversitesi'ndeyken yürüten ve halen Bristol Tıp Fakültesi'nde görevli Dr. Tom Bond: "Obezite ailelerde görülür ama nedenini anlamak zordu. Sonuçlarımız, bir annenin veya babanın vücut kitle indeksi ile çocuklarının 8 yaşına kadarki VKİ'si arasındaki bağlantının büyük ölçüde kalıtsal genlerden kaynaklandığını gösteriyor. Hamile kalmayı planlayan ebeveynler sağlıklı bir kiloyu korumaya teşvik edilmeli, ancak bu tek başına çocuklarının da sağlıklı bir kiloya sahip olmasını garanti etmeyebilir" diyor.
Queensland Üniversitesi'nden İstatistiksel Genetik Profesörü David Evans ise annenin hamilelik sırasındaki VKİ'sinin doğum ağırlığını olumsuz etkileyebildiğini, ancak çocuğun ileriki yaşamındaki obezite riski üzerinde -genetik aktarımın ötesinde- büyük bir etkisi görülmediğini vurguluyor. Norveç Halk Sağlığı Enstitüsü'nden Alexandra Havdahl ise bulguların, ebeveyn ve çocuk VKİ'si arasındaki bağlantının rahim içi ortamdan veya ebeveynlik davranışlarından çok, paylaşılan genlerden kaynaklandığını gösterdiğini belirtiyor.
"Kader değil" uyarısı
Araştırma ekibi, bulguların daha ağır ebeveynlerin çocukları için obezitenin kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediğinin altını özellikle çiziyor. Yüksek VKİ'ye genetik yatkınlığı miras alan çocuklar, bu genleri çevresel koşullara bağlı olarak farklı şekillerde ifade edebilir. Ayrıca bu sonuçlar, hamilelik sırasında anne sağlığının önemini de azaltmıyor — maternal obezitenin hem anne hem de bebek için olumsuz perinatal sonuç risklerini artırdığı zaten biliniyor.
Araştırmacılara göre bulgular, halk sağlığı politikaları açısından da önemli: Ebeveynlerden birinin gebelik öncesi VKİ'sini düşürmenin, çocukluk çağı yağ birikiminde büyük azalmalara yol açması pek olası görünmüyor — bu da obezite önleme stratejilerinin, yalnızca ebeveyn kilosunu hedef almak yerine daha geniş, çok yönlü yaklaşımlara ihtiyaç duyduğuna işaret ediyor.
Sonuç
Bu çalışma, ebeveyn ve çocuk kilosu arasındaki bağın çoğunlukla DNA'da yazılı olduğunu, ama bunun "kaçınılmaz kader" anlamına gelmediğini gösteriyor. Genetik yatkınlık, beslenme ve yaşam tarzı gibi çevresel faktörlerle etkileşime giriyor — bu da erken yaşta sağlıklı alışkanlıklar kazandırmanın hâlâ neden önemli olduğunu açıklıyor.
Kaynak: PLOS Medicine / University of Bristol (DOI: 10.1371/journal.pmed.1005094)